(Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı Topluma Hizmet Dersi kapsamında Dr. Gülsün Karslı rehberliğinde hazırlanmıştır.)
Sabah evden çıkmadan önce kendimize dürüst bir soru soralım…
Bugün çocuğumuzun kaç işini biz yaptık?
Çantasını kim hazırladı?
Kıyafetini kim seçti?
Ayakkabısını kim bağladı?
Dişlerini fırçalamasını hatırlatan kimdi?
Belki de çoğu zaman fark etmeden onun yapabileceği şeyleri biz üstleniyoruz. Çünkü hızlı olsun istiyoruz, yorulmasın istiyoruz, hata yapmasın istiyoruz. Peki gerçekten sadece yardım mı ediyoruz, yoksa fark etmeden çocuğumuzun sorumluluklarını mı üstleniyoruz?
Günümüzde pek çok ebeveyn, çocuklarının hayatını kolaylaştırmak isterken onların sorumluluk alabileceği alanları daraltabiliyor. Oysa çocuk gelişimi üzerine yapılan çalışmalar, erken yaşlarda verilen küçük sorumlulukların çocukların bağımsızlık ve özgüven gelişimi için oldukça önemli olduğunu göstermektedir (Santrock, 2014).
Bir çocuğun kendi çantasını hazırlaması, kıyafetini seçmesi, tek başına giyinmesi ya da kişisel temizliğini öğrenmesi yalnızca bir beceri değil; aynı zamanda “ben yapabilirim” duygusunun temelidir.
Albert Bandura’nın öz yeterlilik kuramına göre, bireyin kendine olan güveni, kendi deneyimleriyle şekillenir (Bandura, 1997). Yani çocuk bir işi kendi başına yaptıkça, o işi yapabileceğine dair inancı güçlenir.
Çoğu zaman süreci hızlandırmak için devreye giriyoruz:
“Ben yapayım, daha çabuk olur.”
“Üşütmesin, ben giydireyim.”
“Yanlış yapar, ben hazırlayayım.”
Bunların hepsi iyi niyetlidir.
Ancak uzun vadede çocuk şu mesajı alabilir:
“Ben yapamam, annem/babam yapar.”
Bu durum, çocuğun yalnızca günlük becerilerini değil, sorumluluk duygusunu da etkileyebilir. Nitekim ebeveyn tutumları üzerine yapılan çalışmalar, aşırı koruyucu yaklaşımların çocukların bağımsızlık gelişimini sınırlayabileceğini ortaya koymaktadır (Baumrind, 1967).
Oysa sorumluluk bir anda verilmez; küçük adımlarla gelişir. Bir çocuk önce kendi oyuncağını toplar, sonra çantasını hazırlar, sonra kendi ihtiyaçlarını fark etmeyi öğrenir. Zamanla da kendi hayatının sorumluluğunu almaya başlar. Burada önemli olan, çocuğu tamamen serbest bırakmak değil; ona rehberlik etmektir. Yani gerektiğinde destek olmak, ancak her şeyi onun yerine yapmamaktır. Araştırmalar da destekleyici fakat aşırı yönlendirici olmayan ebeveyn tutumlarının, çocukların hem sorumluluk hem de özgüven gelişimini olumlu yönde etkilediğini göstermektedir (Grolnick & Ryan, 1989).
Bazen çocuklar yavaş olabilir, bazen yanlış yapabilir, bazen eksik bırakabilir…
Ama öğrenme tam da burada başlar. Belki çantasında bir şey unutur, belki kıyafetini ters giyer, belki dişlerini eksik fırçalar…
Ancak bunların her biri bir deneyimdir. Ve her deneyim, çocuğu biraz daha büyütür. Bugün biz onların yerine yaptığımız her şeyi, yarın onların kendi başına yapmasını bekliyoruz.
Ama unutmayalım: Sorumluluk verilmeden gelişmez. Belki de sormamız gereken soru şu:
Çocuğumuzun hayatını kolaylaştırıyor muyuz, yoksa onun sorumluluklarını üstlenerek zorlaştırıyor muyuz?
Kaynakça (APA 7)
Bandura, A. (1997). Self-efficacy: The exercise of control. Freeman.
Baumrind, D. (1967). Child care practices anteceding three patterns of preschool behavior. Genetic Psychology Monographs, 75(1), 43–88.
Grolnick, W. S., & Ryan, R. M. (1989). Parent styles associated with children’s self-regulation and competence. Journal of Educational Psychology, 81(2), 143–154.
Santrock, J. W. (2014). Child development (14th ed.). McGraw-Hill.









YORUMLAR