Şeyda Güzel(Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı Topluma Hizmet Dersi Dr. Öğr. Üyesi Gülsün karslı kapsamında hazırlanmıştır.)
Toplum içinde çocuklara soru sorulduğunda çoğu zaman cevabı çocuk değil, anne ya da baba verir.“Kaç yaşındasın?”
“Okulu seviyor musun?”
“En sevdiğin yemek ne?”
Daha çocuk düşünmeye fırsat bulamadan cevap verilmiş olur.
Aslında bunu çoğu zaman kötü niyetle yapmayız. Çocuğumuz utansın istemeyiz, zorlanmasın isteriz ya da ortam uzamasın diye düşünürüz. Ama çocuk sürekli ebeveyninin gölgesinde konuşuyorsa zamanla şu düşünce gelişebilir:
“Nasıl olsa benim yerime konuşuluyor.”
Bu durum bazı çocuklarda çekingenliğe, kendini ifade etmekte zorlanmaya ve sosyal ortamlarda geri planda kalmaya neden olabilir.
Okul öncesi dönem, çocukların yalnızca konuşmayı değil; düşüncelerini ifade etmeyi, soru cevaplamayı ve toplum içinde kendine güvenmeyi öğrendiği çok önemli bir dönemdir. Araştırmalar da ebeveynlerin çocuklarla kurduğu iletişimin, çocukların özgüvenini ve iletişim becerilerini doğrudan etkilediğini göstermektedir (Nelson & Fivush, 2004).
Günlük yaşamda yapılan küçük değişiklikler bile çocukların kendini ifade etmesini güçlendirebilir.
Örneğin biri çocuğunuza bir soru sorduğunda hemen onun yerine cevap vermek yerine birkaç saniye bekleyebilirsiniz. Çocuğunuza dönüp:“Sen anlatmak ister misin?” demek bile çok güçlü bir mesaj verir.
Çünkü çocuk o anda şunu hisseder:“Benim düşüncelerim önemli.”Mesela market alışverişinde kasiyere teşekkür etmesine fırsat vermek, restoranda siparişini kendisinin söylemesini desteklemek ya da misafirlikte sorulan sorulara cevap vermesi için onu beklemek de oldukça etkili adımlardır.Bir diğer önemli nokta ise çocuk konuşurken sürekli düzeltmemektir.Bazen fark etmeden:“Öyle denmez.”
“Yanlış söyledin.”
“Dur, ben anlatayım.”gibi cümleler kurabiliyoruz.
Oysa çocuk kendini ifade etmeye çalışırken sürekli düzeltilirse zamanla konuşmaktan çekinebilir. Önce onu sabırla dinlemek, sonra gerekiyorsa nazikçe destek olmak çok daha sağlıklı bir yaklaşımdır.
Faber ve Mazlish’in (2004) de belirttiği gibi çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey, gerçekten dinlenildiklerini hissetmeleridir. Çocuk anlaşılmış hissettiğinde konuşmaktan korkmaz; tam tersine kendini ifade etmeye daha istekli olur.
Belki de bazen çocuklarımızı büyütmenin en güzel yolu, onların yerine konuşmak değil; kendi seslerini bulmalarına fırsat vermektir.
Kaynakça
Faber, A., & Mazlish, E. (2004). How to talk so kids will listen & listen so kids will talk. HarperCollins Publishers.Fivush, R., & Fromhoff, F. A. (1988).
Style and structure in mother-child conversations about the past. Discourse Processes, 11(3), 337–355.Nelson, K., & Fivush, R. (2004).
The emergence of autobiographical memory: A social cultural developmental theory. Psychological Review, 111(2), 486–511.









YORUMLAR