Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Naim Tarhan
Naim Tarhan

TIP İLERLİYOR HASTALKLAR NEDEN AZALMİYOR ?

Günümüzün en dikkat çekici çelişkilerinden biri şu: Tıp her geçen gün ilerliyor, tedavi imkânları artıyor, teşhis yöntemleri gelişiyor. Buna rağmen insanlar hâlâ birçok hastalıkla mücadele ediyor. Hatta bazı hastalıkların toplumda daha sık görülmesi, insanı ister istemez düşündürüyor.

Bugün doktorların elinde geçmişte hayal bile edilemeyecek imkânlar var. Erken teşhis yöntemleri, gelişmiş ilaçlar, ameliyat teknikleri ve teknolojik cihazlar sayesinde pek çok hastalık artık daha kolay kontrol altına alınabiliyor. Fakat bütün bu gelişmelere rağmen kanser, diyabet, kalp-damar hastalıkları ve çeşitli ruhsal sorunlar hayatımızda önemli bir yer tutmaya devam ediyor.

Burada belki de şu soruyu sormamız gerekiyor: Tıp mı yetersiz kalıyor, yoksa biz mi sağlığımıza yeterince dikkat etmiyoruz?

Modern hayat, sağlığımızı etkileyen birçok alışkanlığı da beraberinde getirdi. Hareketsizlik, düzensiz beslenme, uykusuzluk, yoğun stres ve çevresel faktörler insan bedenini ve ruhunu zorlayan başlıca unsurlar arasında. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırırken günlük hareketimizi azaltabiliyor. Hazır ve hızlı tüketilen yiyecekler zaman kazandırırken sağlığımızdan götürebiliyor. Yoğun çalışma temposu ise dinlenmeye ayırmamız gereken zamanı giderek azaltıyor.

Tıp, hastalık ortaya çıktığında önemli bir mücadele veriyor. Ancak asıl mesele, hastalık ortaya çıkmadan önce ne yaptığımız. Çünkü sağlık yalnızca hastanede, ilaçla veya ameliyatla korunabilecek bir değer değil. Sağlık; soframızda, uykumuzda, hareketimizde ve günlük yaşam alışkanlıklarımızda başlıyor.

Elbette bütün hastalıkların sebebini yaşam tarzına bağlamak doğru olmaz. Genetik, yaş, çevre ve daha birçok faktör de hastalıkların ortaya çıkmasında rol oynuyor. Ancak önlenebilir riskleri azaltmak da büyük ölçüde bizim elimizde.

Çünkü hastalık ortaya çıktıktan sonra yaşananlar hiç de kolay değil. İnsan, sağlığını kaybettiğinde yalnızca bedensel bir sıkıntıyla karşı karşıya kalmıyor; aynı zamanda büyük bir endişe, bekleyiş ve çaresizlik de yaşayabiliyor. Hastalık bazen insanın günlük hayatını, ailesini, işini ve bütün yaşam düzenini etkileyen ağır bir sınava dönüşüyor.

Bugün hastanelerimiz, hekimlerimiz, sağlık çalışanlarımız, tıbbi cihazlarımız ve tedavi imkânlarımız geçmişe göre çok daha gelişmiş durumda. Buna rağmen hastane koridorlarında ve bekleme salonlarında şifa umuduyla bekleyen milyonlarca insanın varlığı, üzerinde düşünmemiz gereken bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Hastalığın insana verdiği acı ve ızdırap, bütün teknolojik gelişmelere rağmen hâlâ zaman zaman dayanılması güç bir hâl alabiliyor.

Belki de tıbbın bundan sonraki en önemli görevi yalnızca daha iyi tedaviler geliştirmek değil, insanları hastalıklardan mümkün olduğunca korumak olmalı.

Çünkü hastalık ortaya çıktıktan sonra şifa aramak elbette önemlidir. Ama asıl büyük başarı, insanı mümkün olduğunca hastalığa yakalanmadan koruyabilmektir.

Tıp ilerlemeye devam ediyor. Şimdi bizim de bu gelişmenin gerisinde kalmadan sağlığımıza daha fazla sahip çıkmamız gerekiyor.
Sağlıkla kalınız .

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER