Bir zamanlar insanlar yıllarca çalışır, birikim yapar ve hayatlarının en önemli hedeflerinden biri olan ev sahibi olmayı başarabilirdi. Bugün ise özellikle Tatvan’da bu hayal her geçen gün biraz daha uzaklaşıyor.
Evlenmeye hazırlanan gençler, yıllardır ev sahibi olabilmek için maaşlarından artıran memurlar, asgari ücretle çalışan emekçiler ve çocuklarının geleceği için yatırım yapmak isteyen aileler, konut fiyatlarının geldiği noktada büyük bir çıkmazla karşı karşıya.
Tatvan’da merkezi bölgelerde bulunan 1+1 dairelerin fiyatları 2,5 milyon lirayı aşmış durumda. 2+1 daireler 3 milyon lira seviyesinde alıcı beklerken, 3+1 dairelerde rakamlar 5 milyon liraya kadar çıkabiliyor. Bu fiyatlar artık sadece büyükşehirlerde değil, Bitlis’in bir ilçesinde de karşımıza çıkıyor.
İşin en dikkat çekici tarafı ise komşu ilçelerle Tatvan arasındaki farkın giderek açılması. Ahlat, Adilcevaz, Güroymak ve diğer ilçelerde benzer özelliklere sahip konutlar çok daha düşük fiyatlarla satışa sunulurken, Tatvan’da bazı bölgelerde fiyat farkı yüzde 50’lere kadar ulaşabiliyor.
Peki neden?
Satıcıya göre maliyetler yüksek. Arsa fiyatları, inşaat malzemeleri, işçilik giderleri ve finansman maliyetleri nedeniyle mevcut fiyatların altına inmenin zarar anlamına geldiği ifade ediliyor. Onların da kendilerine göre haklı gerekçeleri var.
Ancak madalyonun diğer yüzünde alıcı bulunuyor.
Bugün asgari ücretle çalışan bir vatandaşın Tatvan’da ev alabilmesi neredeyse imkânsız hale geldi. Hatta düzenli maaş alan birçok memur için bile konut sahibi olmak artık erişilebilir bir hedef olmaktan çıktı.
Rakamlar da bunu açıkça ortaya koyuyor. Ortalama 4 milyon liralık bir daireyi ele alalım. Asgari ücretle çalışan bir vatandaş, maaşının tamamını biriktirebilse bile bu evi satın alabilmek için yaklaşık 133 ay, yani 11 yıldan fazla çalışmak zorunda. Üstelik bu hesapta yeme, içme, kira, ulaşım ve diğer yaşam giderleri yok. Gerçek hayatta böyle bir tasarruf yapmak mümkün değil.
Orta gelirli ve yaklaşık 75 bin lira maaş alan bir memur için tablo biraz farklı görünse de sonuç değişmiyor. Maaşının tamamını biriktirebilse 4 milyon liralık bir eve yaklaşık 4,5 yılda ulaşabilir. Ancak yaşam giderleri düşüldüğünde aylık birikim miktarı azalıyor ve bu süre 15-20 yıllara kadar uzayabiliyor. Yani birçok kişi ev sahibi olabilmek için geleceğinin önemli bir bölümünü kredi borçlarıyla geçirmek zorunda kalıyor.
Bugün gençler sadece ev fiyatlarını değil, hayallerinin ne kadar uzağa düştüğünü de hesaplıyor. Evlilik planları erteleniyor, yeni yuvalar kurulamıyor ve insanlar yaşadıkları şehirde kalıcı bir hayat kurmanın giderek zorlaştığını hissediyor.
Oysa barınma, lüks değil temel bir ihtiyaçtır.
Bir toplumda gençler evlenmekten çekiniyorsa, yeni aileler kurulamıyorsa, çalışan insanlar ömür boyu kira ile kredi arasında sıkışıp kalıyorsa burada sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir sorun da vardır.
Tatvan büyüyor, gelişiyor ve bölgenin önemli merkezlerinden biri olma özelliğini sürdürüyor. Ancak bu gelişimin, vatandaşın konuta erişimini zorlaştıran bir tabloya dönüşmesi üzerinde düşünülmesi gereken bir mesele haline gelmiştir.
Ne alıcı mutlu ne satıcı…
Alıcı fiyatlardan şikâyet ediyor, satıcı maliyetlerden yakınıyor. Ancak ortada değişmeyen bir gerçek var: Tatvan’da ev sahibi olmak her geçen gün daha zor hale geliyor.
Belki de artık konuşmamız gereken mesele sadece konut fiyatları değil; gençlerin geleceği, aile kurma hayalleri ve insanların yaşadıkları şehirde barınabilme hakkıdır. Çünkü bir şehirde insanlar çalıştıkları halde ev sahibi olamıyorsa, sorun yalnızca konut piyasasında değil, o şehrin geleceğindedir.









YORUMLAR