Bazı başarılar sandıkta ölçülür, bazıları ise o başarıya ulaşmak için nelerin feda edildiğinde gizlidir.
Tatvan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bilal Adabağ, hafta sonu gerçekleştirilen meslek komiteleri seçimlerinde turkuaz oy pusulasıyla yarışarak 14 meslek grubunun tamamında kazandı. Böylece 2010 yılında başlayan başkanlık yolculuğunda 5. dönemine adım attı. Tam 16 yıl…
Son seçimde yalnızca iki grupta aday çıkmasını öne sürerek sonucu yorumlamak, ortaya çıkan tablonun tamamını görmezden gelmektir. Üstelik önceki dönemlerde de tüm gruplarda başarı sağlayan bir isimden söz ediyoruz. Bu tabloyu yalnızca rakiplerin durumuyla değil, üyelerin güveni ve yıllar içinde oluşan kabul görmüşlükle açıklamak gerekir.
Ancak bugün seçim sonuçlarından çok, bu 16 yılın görünmeyen tarafına değinmek istiyorum.
Bilal Adabağ, TATSO’yu kurumsal anlamda güçlendirmekle kalmadı; onu kentin en etkili sivil toplum kuruluşlarından biri hâline getirdi. Şehrin değişim ve dönüşümünde aktif rol aldı, zaman zaman kendi görev ve yetki alanının sınırlarını zorlayarak sorunların çözümü için sorumluluk üstlendi. Bunu da çoğu zaman kentin dinamikleriyle birlikte, risk alarak yaptı. Kimi zaman alkışlandı, kimi zaman eleştirildi.
Elbette her yapılan her zaman doğru olmayabiliyor, her girişim sonuç vermeyebiliyor. İnsanız neticede hata da yapabiliriz. Öyle ya da böyle koca bir 16 yıl yaşandı. Fakat yıllardır kendisiyle yakın çalışma imkânı bulmuş biri olarak şunu da söylemeliyim: Bir insanı eleştirirken yalnızca yaptıklarına değil, yapabilmek için nelerden vazgeçtiğine de bakmak gerekir.
Bilal Adabağ’ın en büyük kayıplarından biri, belki de kendisine ve ailesine ayırabileceği zamandı. TATSO’ya, üyelerine ve kentin meselelerine ayırdığı zaman; ailesinden, dostlarından ve kendisinden eksilttiği zaman oldu. Üretim hayatında da bedeller ödedi. Salça, helva ve yoğurt fabrikalarının kapısına kilit vurmak zorunda kaldı. İşin ekonomik boyutunu bir yana bıraksak bile, bunların her biri ayrı bir emek ve fedakârlık hikâyesidir.
Kendisini eleştirenleri de dinledim, takdir edenleri de. Ancak kişisel tecrübemle söyleyebilirim ki kapısına gidip de ilgisiz kaldığını gördüğüm, derdini iletip de elinden geleni yapmadığına şahit olduğum bir tek örnek hatırlamıyorum. Elbette her sorunun çözülmesi mümkün değil. Önemli olan, sonuç alınamadığında bile insanı dinlemek, çözüm için çaba göstermek ve kapıyı açık tutmaktır.
İşte 16 yılın görünmeyen tarafı biraz da burada yatıyor.
Tam da bu noktada, yazar, sosyolog ve düşünür Alev Alatlı’nın şu sözünü hatırlamak gerekiyor: “Aslolan hakkın helal edilmesi olmalıdır, aslolan helalleşmek olmalıdır.”
Çünkü her mesele kanunla, hukukla ya da haklılıkla açıklanamaz. Bazen hukuken hakkımız olan bir şeyin vicdani karşılığı farklıdır. Bazen bir insanın emeğine, zamanına, ailesine ayıracağı vakte ortak oluruz; fakat bütün bunların hesabını tutmayız. Bazı haklar kanunen bize ait olabilir ama mesele yalnızca haklı olmak değildir. Asıl mesele, geriye dönüp baktığımızda kimin gönlünü kırdığımızı, kimin hakkını gözettiğimizi ve kimden helallik isteyebildiğimizi de düşünebilmektir.
Bilal Adabağ’ın 16 yıllık TATSO mesaisini değerlendirirken de yalnızca yaptıklarını ve yapamadıklarını değil, bu uğurda kendisinden ve yakınlarından eksilttiklerini de düşünmek gerekir. Elbette eleştiri yapılacak, eksikler konuşulacak. Ancak emeği teslim etmek, fedakârlığı görmek ve gerektiğinde helalleşebilmek de insanlığın bir gereğidir. Zira bazı hesaplar mahkemelerde değil, vicdanlarda görülür; bazı haklar ödenir ama helallik ancak gönülden alınır.
Bugün Bilal Adabağ’ın beşinci dönemi başlarken elbette yeni beklentiler de var. Geçmişte yapılanlar kadar yapılamayanların da konuşulması, kurumsal gelişimin bir parçasıdır. Fakat eleştiri yaparken bir insanın ailesinden, zamanından, emeğinden ve belki de kendi iş hayatından neleri eksilttiğini hesaba katmak gerekir.
TATSO’da 5. dönem, geride kalan 16 yıl…
Yeni dönemin Bilal Adabağ’a, TATSO üyelerine ve Tatvan’a hayırlı olmasını diliyorum. Bundan sonraki süreçte beklentim; tecrübenin yeni projelere, geçmişin birikiminin daha güçlü bir kurumsal yapıya ve verilen emeklerin kentin geleceğine daha fazla katkıya dönüşmesidir.
Unutmayalım: Bir konuyu eleştirmeden önce, o işin yapılabilmesi için nelerin feda edildiğini de bilmek gerekir. Çünkü bazen görünen başarıların arkasında, kimsenin görmediği kayıplar vardır. Ve insan, yalnızca kazandıklarıyla değil, uğruna nelerden vazgeçtiğiyle de değerlendirilmelidir.










YORUMLAR