Bitlis Eren Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Gıda Güvenliği Anabilim Dalı’nda Merve Varol tarafından hazırlanan ve Dr. Öğr. Üyesi Esma Aksoy Kendilci’nin danışmanlığını yaptığı yüksek lisans tezinde, Bitlis ilindeki gebelerin gıda güvenliğine yönelik bilgi, tutum ve davranışları bilimsel verilerle incelendi. Araştırma, gebelerin genel olarak olumlu tutum sergilediğini ancak bazı hayati gıda güvenliği konularında bilgi eksikliklerinin bulunduğunu ortaya koydu.
Çalışmanın evrenini Bitlis İl Merkezi Toplum Sağlığı Merkezlerine kayıtlı 554 gebe oluştururken, araştırma gönüllü olarak katılan 216 gebe ile gerçekleştirildi. Elde edilen bulgulara göre, gebelerin içme suyu tercihlerinde en çok şebeke suyunun kullanıldığı, bunu şişe ve damacana suların takip ettiği belirlendi. Bu durum, Bitlis’te şebeke suyunun gebeler tarafından genel olarak güvenli bulunduğunu gösterdi.
Bilgi Kaynağı Doktorlar, Ancak Uygulamada Hatalar Var
Araştırmada, gebelerin gıda güvenliğine ilişkin bilgileri en çok doktorlardan edindikleri tespit edilirken, sağlık profesyonellerine duyulan güven dikkat çekti. Buna karşın, açık süt tüketen gebelerin büyük bölümünün sütü 10–15 dakika kaynattığı, doğru kaynatma süresi konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları belirlendi. Uzmanlar, çiğ sütün güvenli tüketimi için doğru kaynatma süresi konusunda bilgilendirme yapılması gerektiğine dikkat çekti.
Dondurulmuş gıdaların çözdürülmesinde ise en çok mutfak tezgâhında veya oda sıcaklığında çözme yönteminin tercih edildiği belirlendi. Bu durum, gıda güvenliği açısından risk oluşturabilecek yanlış uygulamaların yaygın olduğunu ortaya koydu. Öte yandan, çözdürülmüş gıdaların tekrar dondurulmasının güvenli olmadığını bilenlerin oranının yüksek olması olumlu bir bulgu olarak değerlendirildi.
Mikroorganizmalar Konusunda Farkındalık Düşük
Araştırmada, Salmonella, Listeria, Toxoplasma gondii ve Brusella gibi gebelikte ciddi riskler oluşturabilen mikroorganizmalar hakkında farkındalığın oldukça düşük olduğu saptandı. Uzmanlar, bu durumun daha önce enfeksiyon geçirilmemiş olması veya eğitim düzeyiyle ilişkili olabileceğini ifade etti.
Bazı gebelerin, gebelik döneminde ilaç kullanmadan önce bitkisel ürünlerin faydalı olabileceğini düşündüğü de araştırma sonuçlarına yansıdı. Çalışmada, alternatif tıbba yönelik bu yaklaşımın kontrolsüz kullanımlar halinde risk oluşturabileceği ve yalnızca güvenli olduğu bilinen bitkisel ürünler hakkında bilgilendirme yapılması gerektiği vurgulandı.
Eğitim ve Gelir Düzeyi Davranışları Etkiliyor
Araştırma bulgularına göre, eğitim düzeyi ve gelir seviyesi arttıkça hijyen ve gıda güvenliği uygulamalarında olumlu davranışların anlamlı şekilde arttığı belirlendi. Buna karşın, gıda güvenliği tutum ölçeği ile öğrenim ve gelir durumu arasında genel olarak istatistiksel açıdan anlamlı bir fark tespit edilmedi. Meslek grupları arasında ise bazı alt boyutlarda farklılıklar görüldü. Yaş arttıkça gıda güvenliği tutum puanlarının düştüğü de çalışmanın dikkat çeken sonuçları arasında yer aldı.
Eğitim Programları ve Halk Sağlığı Kampanyaları Önerildi
Tezde, gebelerin gıda güvenliği konusundaki bilgi düzeyini artırmak amacıyla toplum sağlığı merkezleri ve yerel sağlık kuruluşları tarafından eğitim programlarının yaygınlaştırılması önerildi. Özellikle çiğ sütün doğru kaynatılması, dondurulmuş gıdaların güvenli şekilde çözdürülmesi ve gebelikte risk oluşturan mikroorganizmalar hakkında bilgilendirme yapılmasının önemine dikkat çekildi.
Ayrıca, doktorlar ve sağlık personeline yönelik bilgilendirici kaynakların artırılması, halk sağlığı kampanyaları düzenlenmesi ve düşük gelir grubundaki kadınlar için ücretsiz atölye çalışmaları yapılmasının toplum sağlığına önemli katkı sağlayacağı ifade edildi.
Bilimsel verilerle desteklenen çalışma, Bitlis’te gebelere yönelik gıda güvenliği eğitimlerinin artırılmasının anne ve bebek sağlığı açısından kritik bir ihtiyaç olduğunu ortaya koydu.

