Vaşington’ın Körfez Çıkmazı ve Michigan’dan Yükselen İtiraz
Amerikan dış politikası onlarca yıldır haritalar üzerinden yürütülen bir satranç oyunu sanıldı. Washington’daki stratejistler için Tahran’daki nükleer gerilim, Körfez’in enerji hatları ve Orta Doğu’daki militarist planlar alt alta yazılan değişmez denklemlerdi. Ancak Beyaz Saray’ın hesaba katmadığı şey, bu hesapların evdeki çarşıya, daha doğrusu Amerikan sandığına asla uymayacağıydı.
Bugün Washington’ın şahin politikaları ile iç sihirin sarsıcı gerçeği aynı noktada kesişiyor. Bir yanda Trump yönetiminin Körfez’de gerilimi tırmandıran eski tip refleksleri; diğer yanda ise ABD ara seçimlerinde tarihin akışını değiştiren o beklenmedik hamle: Mısır kökenli Müslüman siyasetçi Abdul El-Sayed’in Michigan’da Senato’ya uzanan zaferi.
Körfez Hesapları ve Washington’ın Şahin Ezberi
Trump yönetiminin Orta Doğu vizyonu “güç gösterisi” ve silahlanma eksenine kuruludur. Bölgeyi sürekli bir barut fıçısında tutan bu anlayış, Amerikan savunma sanayiinin çıkarlarına hizmet etse de, halkın sırtındaki ekonomik ve ahlaki yükü her geçen gün artırıyor.
İşte tam bu noktada, Michigan’ın sandıktan yükselen sesi Washington’ın bu militarist ezberine bayrak açtı. Trump’ın seçim kampanyası boyunca hedef aldığı, Mısır göçmeni bir ailenin evladı olan El-Sayed, Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers’ı geride bırakarak ABD tarihinde Senato’ya seçilen ilk Müslüman unvanını aldı. Bu yalnızca kimliksel bir başarı değil; Körfez’de ve Orta Doğu’da üretilen yıkıma karşı içeriden yükselen çok sert bir “yeter” çığlığıdır.
“Savaşlar Sizin, Sandık Bizim”
Seçim gecesi yaptığı açıklamada Trump’a “Ocak ayında yemin ettikten sonra bana sadece ‘Senatör’ diyebilirsin” diye seslenen El-Sayed, Amerikan siyasetindeki ruh halinin değiştiğini kanıtladı. Seçmen, Washington’ın dış müdahalelerine ve vergilerinin başka coğrafyalardaki çatışmalara akıtılmasına artık rıza göstermiyor.
Mısır kökenli bir Amerikalının Körfez’deki krizlerin ve İran hattındaki gerilimlerin en yüksek sesle tartışılacağı US Senatosu’na girmesi, Beyaz Saray’ın masadaki savaş planlarını uygulamasını eskisinden çok daha zor kılacak. Çünkü bu yeni nesil aktörler, Orta Doğu’yu Pentagon haritalarından ibaret gören elitlerin aksine, o coğrafyanın acılarını bizzat omuzlarında taşıyorlar.
Sonuç açık: Trump ve ekibi Orta Doğu’da kartları yeniden dağıtmaya çalışırken, en büyük darbeyi kendi evindeki sandıktan yedi. Vaşington’ın koridorları artık tek sesli değil; ve o sandıktan çıkan ses, Körfez’deki savaş planlarının da rüyasını bozmaya aday.









YORUMLAR