Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Hakan Okay
Hakan Okay

Nemrut yolu çile dolu

Doğanın Bitlis’e bahşettiği en nadide güzelliklerden biri olan Nemrut Kalderası, her geçen yıl artan ilgiyle ziyaretçilerini büyülemeye devam ediyor. Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise ikinci büyük krater gölü olma unvanına sahip Nemrut, doğal sıcak ve soğuk göletleri, buhar bacaları, endemik bitki türleri ve zaman zaman ziyaretçilerin karşısına çıkan boz ayılarıyla eşsiz bir doğal zenginlik sunuyor. Her mevsim ayrı bir güzelliğe bürünen bu eşsiz bölge, doğaseverler için adeta bir cennet.

Ancak bu cennete ulaşmak da, orada kalmak da maalesef giderek zorlaşıyor. Tatvan’dan Nemrut’a ulaşan yol, tabiri caizse çileye dönüşmüş durumda. Yolun belli noktaları bozuk ve bakımsız. Özellikle bayram ve tatil dönemlerinde artan ziyaretçi yoğunluğu, hem trafik güvenliğini hem de yol konforunu neredeyse imkânsız hale getiriyor. Bu denli önemli bir turizm destinasyonuna ulaşımın bu kadar kötü olması, bölge adına büyük bir kayıp.

Bir başka önemli sorun ise yönlendirme tabelalarının yetersizliği. Kalderaya çıkan güzergâhta yeterli ve açık yönlendirme tabelalarının olmaması, özellikle ilk kez gelen ziyaretçileri hem zaman kaybına hem de yanlış güzergâhlara yönlendiriyor. Doğru bilgiye ulaşmakta zorlanan birçok kişi, telefon çekim gücünün azaldığı noktalarda adeta doğada kaybolmuş hissine kapılıyor.

Ve elbette çevre kirliliği… Bayram sonrası göl çevresinde oluşan görüntüler, yürek burkacak cinsten. Çöp kutularının yetersizliği, insanların da bu konuda yeterince duyarlı olmaması birleşince doğa bu yükün altında eziliyor. Her yere saçılmış plastik şişeler, poşetler, piknik atıkları ve hatta yanmış mangal kömürleri… Bu manzaralar, Nemrut’un doğallığını ve asaletini gölgeliyor.

Üstelik kaldera çevresine yerleştirilen “mangal ve ateş yakmak yasaktır” tabelalarına rağmen, bu yasağa uyan neredeyse yok. Yasak var mı? Yok mu? Oda ayrı bir muamma… Daha da düşündürücü olanı ise bu yasağı denetleyen herhangi bir görevlinin ya da güvenlik unsurunun orada bulunmaması. Yasağın sadece kağıt üzerinde kalması, sorumsuz ziyaretçilerin elini daha da rahatlatıyor. Olası yangın riski göz ardı edilirken, doğaya verilen zarar da her geçen gün büyüyor.

Bir diğer temel ihtiyaç da hâlâ göz ardı ediliyor: Tuvalet. Kaldera çevresinde saatlerini geçiren ziyaretçiler için bu en temel ihtiyaç noktasında hiçbir altyapı bulunmaması, hem hijyen sorunlarına hem de çevreye zarar verilmesine neden oluyor. Tuvalet eksikliği nedeniyle insanların ihtiyaçlarını rastgele alanlarda gidermek zorunda kalması, son derece rahatsız edici bir durum. Ancak ne yazık ki kaçınılmaz bir durum haline gelmiş durumda.

Nemrut Kalderası, Bitlis’in vitrini, Doğu Anadolu’nun parlayan yıldızıdır. Bu doğal zenginliği korumak, tanıtmak ve gelecek nesillere taşımak için artık ciddi adımlar atılmalıdır. Yolun yapılması, yönlendirme tabelalarının artırılması, çevre temizliği için düzenli hizmetin sağlanması, ateş ve mangal yasağının gerçekten uygulanması ve tuvalet gibi temel ihtiyaçların giderilmesi bir lüks değil, zorunluluktur. Nemrut’u tanıtmaya yönelik projelerden önce, mevcut temel sorunların çözüme kavuşturulması çok daha öncelikli bir ihtiyaçtır ve Nemrut’un geleceği açısından çok daha hayati bir öneme sahiptir.

Doğa bize düşman değil, ama biz doğaya bu şekilde davranmaya devam edersek, o da bir gün bizden yüz çevirebilir. Unutmayalım; Nemrut bizim, korumak da bizim görevimiz.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER