Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Naim Tarhan
Naim Tarhan

Köklerinden Uzaklaşan Gençlik

Son yıllarda toplumun hemen her kesiminde aynı cümleyi duymak mümkün hale geldi: “Gençlik artık eskisi gibi değil.”

Bu söz yalnızca bir serzeniş değil, aynı zamanda derin bir toplumsal değişimin ifadesidir. Çünkü bugün birçok aile, gençlerin büyüklerini dinlemediğinden, geleneklerden uzaklaştığından ve kendi öz kültürüne yabancılaştığından şikâyet ediyor.

Aslında mesele sadece gençlerin değişmesi değildir. Asıl mesele, değişen dünyanın gençlerle birlikte aileyi de dönüştürmesidir. Bir zamanlar aynı sofrada büyüyen, dedesinin hikâyesiyle şekillenen, annesinin duasıyla güne başlayan bir nesil vardı. Şimdi ise aynı evin içinde bile herkesin başka bir ekrana baktığı bir çağın içindeyiz. Aynı çatı altında yaşayan ama birbirinden giderek uzaklaşan bir toplum oluşuyor.

Eskiden aile, yalnızca bir barınma alanı değildi; aynı zamanda karakterin inşa edildiği ilk mektepti. Saygı, edep, sabır, vefa ve aidiyet duygusu önce evde öğrenilirdi. Bugün ise birçok genç, hayatı ailesinden değil sosyal medyadan öğreniyor. Kimin doğru, kimin örnek alınması gerektiğine artık anne baba değil, dijital dünyanın görünmez algoritmaları karar veriyor.

Bunun sonucunda genç, kendi kültürünü eski; yabancı olanı ise daha cazip görmeye başlıyor. Kendi geçmişine mesafe koyan bir gençlik ortaya çıkıyor. Dilini hafife alan, tarihini yüzeysel bilen, büyüklerinin tecrübesini küçümseyen bir anlayış yavaş yavaş yayılıyor. Oysa bir insan köklerinden uzaklaştıkça özgürleşmez; tam tersine savrulmaya başlar.

Burada sadece gençleri suçlamak da doğru değildir. Çünkü büyüklerin de hatası vardır. Bazı aileler gençleri anlamak yerine sadece eleştirmeyi tercih ediyor. Nasihat var, fakat iletişim yok. Kural var, fakat örnek olma eksik. Gençler ise anlaşılmadığını düşündükçe kendi dünyasına kapanıyor. Böylece evlerin içinde sessiz ama derin bir kuşak çatışması büyüyor.

Gençliğin yaşadığı bu kopuş aslında bir değer kaybından çok, bir bağ kaybıdır. Çünkü gençler önce ailesiyle bağını kaybediyor, ardından kültürüyle bağını yitiriyor. İnsan kökünü unutunca yönünü de kaybediyor.

Oysa çözüm hâlâ mümkündür. Gençlere sadece “neden böyle oldunuz?” diye sormak yerine, “sizi neden kaybettik?” diye sormak gerekiyor. Çünkü gençliği kurtaracak olan şey baskı değil; anlayış, örnek olma ve yeniden kurulan samimi bağlardır.

Unutulmamalıdır ki bir milletin geleceği yalnızca teknolojisiyle değil, yetiştirdiği gençliğin ruhuyla şekillenir. Eğer gençlik özünden koparsa, toplum da zamanla hafızasını kaybeder. Ve hafızasını kaybeden toplumların geleceği güçlü görünse bile temeli daima zayıf kalır.

YORUMLAR

2 adet yorum var

  1. Gençlerimizin topluma faydalı olabilmesi için önce toplumun gençlere sahip çıkıp yetiştirmesine yardımcı olması gerekiyor iman varsa imkanda vardır her zaman herşey den önce çocuklarımıza ahlak ve İslamı anlatmamız gerekiyor

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER