Pençe-Kilit operasyon bölgesinden bir kez daha acı haber düştü yüreklere… 12 vatan evladı şehit oldu. O askerlerden ikisi Bitlisliydi. Bitlis’in bağrı yanıyor, ocaklara ateş düştü. Kentte adeta matem havası hâkim. Yas var, hüzün var, gözyaşı var… İki gencecik fidan, henüz toprağa dahi kavuşmadan, Bitlis halkı derin bir acının içinden geçiyor.
Eskiden bir evde cenaze olduğunda komşular televizyon bile açmaz, düğün dernek ertelenirdi. Sessizce saygı duruşuna geçerdi şehir. Bugün ise çok şey değişmiş gibi görünüyor.
Oysa biz hâlâ o eski insanlarız, değil mi?
Ancak bu akşam Tatvan Belediyesi’nin, festival kapsamında düzenleyeceği şarkılı-türkülü, çalgılı-cengili eğlence programını iptal etmemesi, etkinliğe saatler kala halka SMS ile davet göndermesi, toplumun bir kısmının vicdanlarında büyük bir yara açtı.
Toplumun bir kesimi, gözyaşı içinde şehit cenazesini beklerken, diğer yanda halaylar, oyunlar, sahne gösterileri… Bu bir çelişki değil de nedir? Bir taraf ağlarken diğer taraf nasıl gülebilir? Nasıl eğlenebiliriz biz, henüz acımız bu kadar tazeyken?
Hiç değilse bu akşam, ara verilse ne kaybederiz ki… Ölüye hürmeten bile olsa, bu program iptal edilemezmiydi, kimsemi insani duygularla bunu düşünemedi. Hani kardeştik, acılarımız bir sevinçlerimiz bir olacaktı. Birlikte ağlayıp birlikte gülecektik.
Bazen bir şeyi yapmamak, çok şeyi anlatır. Sessiz kalmak bile, insana dair bir duruştur.
Bu milletin vicdanı hâlâ sağlamsa, eğlence değil; dua, sabır ve hürmet zamanı şimdi.
Acılarımızı paylaşalım ki eksilsin. Eğlenerek değil, yasımızı yaşayarak birlik olalım.
“Hâlâ vakit varken, bu yanlıştan dönmek; yanlışta ısrar etmekten çok daha doğru, çok daha değerlidir. Yanlışta ısrar etmek doğru değil, etik değil vesselam….







YORUMLAR