Bitlis SMMM Odası Başkanı Yusuf Ziya Tanış, son yayımlanan tebliğ ile birlikte Mali Müşavirlere getirilen “şüpheli işlem bildirimi” yükümlülüğünün meslek mensupları üzerinde ağır bir sorumluluk oluşturduğunu belirtti.
Tanış, mali müşavirlerin denetim ya da soruşturma yetkisi olmadığını vurgulayarak, “Vergi danışmanı ve kayıtçı konumundaki bir meslek mensubundan soruşturmacı gibi davranması beklenemez” dedi. Düzenlemenin iyi niyetli olsa da sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini ifade eden Tanış, bu uygulamanın meslek mensuplarını cezai ve hukuki risk altına sokabileceğine dikkat çekti.
Mali müşavirlerin mevcut iş yüküne değinen Tanış, söz konusu yükümlülüğün Anayasal hak ve yetki dengesi açısından da tartışmalı olduğunu dile getirdi. “Bizler bu ülkenin ekonomisine yön veren, vergi gelirlerinin toplanmasına yardımcı olan, KOBİ’leri ayakta tutan birer paydaşıyız” diyen Tanış, tebliğin yeniden gözden geçirilmesini ve meslek örgütlerinin sürece daha fazla dahil edilmesini talep ederek şöyle konuştu:
“Son yayımlanan tebliğ ile birlikte Mali Müşavirlerin üzerine yeni bir sorumluluk daha yüklendi: “Şüpheli işlem bildirimi.”Elbette, kara parayla mücadele ve kayıt dışı ekonominin önlenmesi hepimizin ortak görevidir. Ancak sorulması gereken şu:Bu görev, denetim yetkisi ve soruşturma gücü olmayan Mali Müşavirin omzuna bu denli yüklenebilir mi? Mali Müşavir, vergi mükellefinin işlemlerini belgelere dayalı olarak kayıt altına alan kişidir. Ne bir savcıdır, ne bir müfettiş. Ne de mükellefin niyetini tespit edecek araçlara sahiptir. Vergi danışmanı ve kayıtçı konumundaki bir meslek mensubundan, soruşturmacı gibi davranması beklenemez. Bu düzenleme, özünde iyi niyetli olabilir. Ancak sahadaki gerçeklikle örtüşmeyen, mesleki sınırları zorlayan ve sorumluluğu tek taraflı yükleyen bir içerikle yayımlanmıştır. Bu durum, meslek mensubunun cezai ve hukuki risk altında kalmasına, meslektaş-mükellef ilişkilerinin zarar görmesine ve güven ortamının zedelenmesine yol açabilir. Ayrıca mali müşavirlerin mevcut iş yükü göz önüne alındığında, denetim kurumu olmayan bir meslek grubunun devlet adına bir ihbar sorumluluğu üstlenmesi, Anayasal hak ve yetki dengesi açısından da tartışmalıdır. Bizler meslek mensupları olarak, bu ülkenin ekonomisine yön veren, vergi gelirlerinin toplanmasına yardımcı olan, KOBİ’leri ayakta tutan birer paydaşız. Elbette kamu yararına katkı sunarız. Ancak her görev, makul sınırlar içinde ve adil bir paylaşım ilkesiyle verilmelidir. Bu vesileyle, ilgili tebliğin gözden geçirilmesini ve meslek örgütlerimizin sürece daha fazla dahil edilmesini talep ediyor; yükü paylaşan, çözüm odaklı ve kapsayıcı bir düzenleme yapılmasını kamuoyunun takdirine sunuyoruz.”

