Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Hakan Okay
Hakan Okay

Van Gölü’nün çekilen kıyıları dolgu alanı değil, korunması gereken doğal mirasımızdır

Son günlerde Tatvan sahilinde Van Gölü sularının çekilmesiyle ortaya çıkan alanların, dışarıdan taşınan toprakla doldurulduğuna ilişkin görüntüler kamuoyunda tartışma konusu oldu. Belediyenin bu çalışmayı “görüntü kirliliğini ortadan kaldırmak” amacıyla yaptığı ifade edilse de, konuya yalnızca estetik açıdan değil; ekolojik, afet yönetimi ve sürdürülebilir çevre perspektifinden de bakılması gerekiyor.

İfade etmek isterim ki, doğanın kendi döngüsü içerisinde meydana gelen değişimleri, insan eliyle müdahale edilmesi gereken bir sorun olarak görmek doğru bir yaklaşım değildir. Van Gölü’nde yaşanan su çekilmesi, iklim değişikliği, kuraklık, buharlaşma ve hidrolojik süreçlerin bir sonucudur. Bu süreç sonunda ortaya çıkan kıyı alanları da doğal ekosistemin ayrılmaz bir parçasıdır.

Afet yönetimi literatüründe afetler genel olarak doğa kaynaklı ve insan kaynaklı (teknolojik ve çevresel) afetler olarak sınıflandırılmaktadır. Doğa olayları her zaman engellenemeyebilir; ancak yanlış planlama, bilinçsiz müdahaleler ve çevreye aykırı uygulamalar çoğu zaman insan eliyle yeni riskler üretmektedir. Dünyada bunun sayısız örneği vardır. Dere yataklarının doldurulması sonucu yaşanan taşkınlar, kıyı alanlarının yanlış kullanımı nedeniyle oluşan kıyı erozyonları ve doğal ekosistemlerin bozulması bunun en somut örnekleridir. Bu nedenle Van Gölü kıyılarında yapılan her müdahale, yalnızca bugünü değil, gelecekte oluşabilecek çevresel riskleri de dikkate alarak değerlendirilmelidir.

Bu alanların üzerinin dışarıdan getirilen toprakla kapatılması, kısa vadede görsel bir değişiklik sağlayabilir. Ancak uzun vadede doğal kıyı yapısının bozulmasına, göl ekosisteminin zarar görmesine ve gelecekte su seviyesinin yeniden yükselmesi halinde yeni çevresel sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir. Ayrıca dolgu malzemesinin yağış ve rüzgârla göle taşınması, su kalitesini ve kıyı habitatlarını olumsuz etkileyebilir.

Afet yönetiminin temel ilkelerinden biri, doğaya rağmen değil, doğayla uyumlu çözümler üretmektir. Bugün dünyanın birçok ülkesinde göllerin çekilen kıyıları doldurulmuyor; bilimsel olarak izleniyor, korunuyor ve doğal süreçlerin devam etmesine imkân tanınıyor. Çünkü doğaya yapılan her plansız müdahale, gelecekte yeni riskler oluşturabiliyor.

Elbette sahillerde oluşan atıkların temizlenmesi, çevre düzenlemesi yapılması ve vatandaşların güvenliğinin sağlanması belediyelerin sorumluluğundadır. Ancak çevre temizliği ile doğal kıyı alanlarının toprakla doldurulması birbirinden tamamen farklı uygulamalardır. Çevreyi temizlemek başka, doğal ekosistemi değiştirmek ise bambaşka bir konudur.

Bu nedenle Van Gölü kıyılarında gerçekleştirilecek her türlü dolgu, düzenleme veya peyzaj çalışmasının; üniversitelerin ilgili bölümleri, çevre bilimciler, jeologlar, hidrologlar ve ekoloji uzmanlarının görüşleri doğrultusunda, ilgili kurumların izinleri alınarak yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Bu anlamda ilk sorulması gereken sorular şunlar olmalıdır: Bu çalışma için bilimsel görüş alındı mı? İlgili kurumlardan gerekli izinler temin edildi mi? Çalışmanın ekolojik etkilerine ilişkin bir değerlendirme yapıldı mı?

Bunun yanında dikkat çeken bir başka husus da, Van Gölü’nün korunmasına yönelik yıllardır hazırlanan eylem planları, strateji belgeleri ve çeşitli projeler bulunmasına rağmen, kamuoyunda tartışmalara neden olan bu ölçekte bir dolgu çalışmasına ilişkin ilgili denetim ve yetkili kurumların şimdiye kadar herhangi bir açıklama yapmamış veya kamuoyuna yansıyan bir müdahalede bulunmamış olmasıdır. Eğer çalışma tüm yasal izinler ve bilimsel raporlar doğrultusunda gerçekleştiriliyorsa bunun kamuoyuyla şeffaf şekilde paylaşılması; aksi durumda ise ilgili kurumların görev ve sorumlulukları çerçevesinde gerekli değerlendirmeleri yapması beklenmektedir.

Van Gölü yalnızca göle kıyısı olan Bitlis’in veya Van’ın değil, Türkiye’nin en önemli doğal değerlerinden biridir. Bu eşsiz mirası gelecek nesillere aktarmanın yolu, doğayı kendi doğal işleyişi içerisinde anlamaktan ve bilimsel veriler ışığında hareket etmekten geçmektedir.

Doğayı güzelleştirmenin yolu, onu değiştirmek değil; korumaktır. Vesselam…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER