Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Naim Tarhan
Naim Tarhan

ZİRVEDEKİ SOĞUK DEVRİM: EVEREST’İN YENİ MİSYONU TEKNOLJİMİ ?

Bugüne kadar Mount Everest denildiğinde zihnimizde canlanan tablo hep aynıydı:
Kar fırtınalarıyla boğuşan dağcılar, insan iradesinin sınırlarını zorlayan cesaret hikâyeleri ve dünyanın en yüksek, en ulaşılmaz noktası…
Ancak bugün, Everest’in o efsanevi zirvesi artık sadece dağcıların değil, bilim dünyasının ve dev teknoloji şirketlerinin de radarına girmiş durumda.
Dünyanın bu devasa “kliması”, sadece bir coğrafi sınır değil; geleceğin teknolojileri için dev bir doğal laboratuvara dönüşüyor.
Isınan Dünyaya Soğuk Bir Çözüm
Teknoloji dünyasının bugün en büyük kâbusu, ironik bir şekilde “ısınmak”. Yapay zekâ sistemleri, devasa veri merkezleri ve süper bilgisayarlar çalıştıkça akıl almaz miktarda ısı üretiyor. Bu sistemleri soğutmak için harcanan enerji, bazen sistemin kendisi kadar maliyetli olabiliyor.
Tam bu noktada yazın bile Everest’in -30 ile -40 dereceyi bulan dondurucu soğuğu, teknoloji devleri için paha biçilemez bir avantaj sunuyor. Okyanus derinliklerinde Ve Kuzey Avrupa’nın buzullarında kurulan veri merkezlerinden sonra, Himalayas bölgesinin “doğal soğutma” potansiyeli, enerji verimliliğinde yeni bir çağın kapısını aralayabilir.
“Dünya Üzerindeki Uzay Simülasyonu”
Everest sadece soğuk değil; aynı zamanda düşük oksijen, sert rüzgârlar ve yoğun radyasyon demek. Bu ekstrem kombinasyon, Everest’i uzay teknolojileri ve savunma sanayii için benzersiz bir test sahası haline getiriyor.
Bir elektronik sistemin Mars yüzeyinde ya da yörüngedeki bir uyduda nasıl tepki vereceğini anlamak için Everest, “Dünya üzerindeki en gerçekçi uzay simülasyonu” görevini üstleniyor. Zirve, teknolojinin sınırlarını zorlamak için en sert öğretmen olmaya aday.
Jeopolitik Satranç ve Robotik Şantiyeler
Bu bilimsel yarışın arkasında ciddi bir jeopolitik gerçeklik de yatıyor. Özellikle Çin’in son yıllarda bölgede gerçekleştirdiği atılımlar, “ucuz üretim merkezi” imajını çoktan geride bıraktı. Çin, artık dünyanın en zorlu coğrafyalarında insan gücüne ihtiyaç duymadan dev projeler yükseltiyor.
Bunun en çarpıcı örneği ise bölgede planlanan insansız robotik inşaat projeleri. Hiçbir insanın çalışamayacağı kadar sert koşullarda, yapay zekâ kontrolündeki robotlar ve devasa 3D yazıcı sistemleriyle inşa edilecek hidroelektrik santralleri ve barajlar, mühendislik tarihini yeniden yazıyor. Çin’in bölgede inşa etmeye planladığı hidroelektrik ve baraj dünyanın en büyük barajı olan üç boğaz barajı’ndan daha büyük olacak ve bunu yaparken elektrik enerjisini fiziki bir alet veya kablo kullanmadan elektriği Santral‘den alıp kullanılacak olan alana bir kablosuz bir şekilde göndermektir “ bunun örnekleri dünyada yapılmış “
Everest’in eteklerinde 7/24 kesintisiz çalışan bu robotik “işçiler”, teknolojik üstünlüğün yeni sembolü haline geliyor.
Etik Bir Soru İşareti: Teknoloji mi, Doğa mı?
Elbette bu teknolojik iştah, beraberinde çok haklı endişeleri de getiriyor. Everest sadece kayadan ve kardan ibaret bir kütle değil; o hassas bir ekosistem, kültürel bir miras ve yerel halk için kutsal bir sığınak.
Teknolojik yatırımların bu dokuya zarar vermeden, küçük ölçekli ve bilimsel amaçlarla sınırlı tutulması bir tercih değil, zorunluluktur. Aksi takdirde, serinletmeye çalıştığımız sunucular veya robotlarla inşa ettiğimiz barajlar uğruna dünyanın çatısını “eritme” riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.
Geleceğe Açılan Kapı
Gelecekte dünyanın en gelişmiş teknolojilerinin, en sessiz ve en soğuk zirvelerde test edildiğine şahit olabiliriz. Eğer doğru planlama ve sorumlu bir yaklaşımla hareket edilirse; Everest, insanın doğaya hükmettiği değil, doğayla iş birliği yaparak geleceği inşa ettiği bir sembol olabilir.
Zirve artık sadece tırmanmak için değil, anlamak ve geliştirmek için de orada duruyor .
Gelecek nesillere yaşanır bir dünya bırakmak dileğiyle. ..

Araştırmacı Yazar Naim TARHAN
naimtarhan@gmail.com

Editör notu: “Bu yazı, küresel teknoloji eğilimleri ve olası gelecek senaryoları üzerine değerlendirme niteliğinde olup, bazı bölümler projeksiyon ve analiz içermektedir.”

YORUMLAR

3 adet yorum var

  1. Bu değerli yazın için emeğine sağlık. Düşüncelerin gerçekten çok anlamlı ve farkındalık yaratıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER