Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ÖZEL HABER | Bitlis’te Zihinsel Engelli Bireyi Olan Aileler Toplumsal Dışlanmayla Mücadele Ediyor

Bitlis Eren Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı’nda hazırlanan

Bitlis Eren Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı’nda hazırlanan yüksek lisans tezinde, zihinsel engelli bireyi olan ailelerin yaşadığı dışlanma pratikleri tüm boyutlarıyla ele alındı. İbrahim Alpdoğan tarafından hazırlanan ve danışmanlığını Doç. Dr. Celal İnce’nin yaptığı çalışma, Bitlis ilinde yaşayan ailelerin sosyal, kültürel ve yapısal dışlanma deneyimlerini ortaya koydu.

Nitel saha araştırmasına dayanan çalışmada, zihinsel engelliliğin yalnızca bireysel bir sağlık ya da eğitim meselesi olmadığı; aile yapısını, sosyal ilişkileri ve kültürel bağlamı derinden etkileyen çok boyutlu bir toplumsal sorun olduğu vurgulandı. Bulgular, ailelerin engellilikle birlikte damgalanma, sosyal dışlanma, psikolojik yıpranma ve toplumsal yargılarla sürekli mücadele etmek zorunda kaldığını gösterdi.

Araştırmada, engellilik tanısının aileler için travmatik bir kırılma noktası olduğu; ilk aşamada şok, inkâr ve suçluluk gibi duyguların ön plana çıktığı belirtildi. Zamanla kabullenme sürecine girilse de bu sürecin her aile için farklı sosyal ve kültürel koşullar altında şekillendiği ifade edildi. Özellikle dini inanç temelli anlamlandırmaların, ailelerin psikolojik dayanıklılığını artırdığı ancak bazı durumlarda hak arama bilincini zayıflattığı tespit edildi.

Ailelerin sosyal ortamlarda yoğun biçimde mahcubiyet, utanma ve değersizlik duyguları yaşadığına dikkat çekilen çalışmada, bu durumun sosyal hayattan geri çekilme ve yalnızlaşmayı beraberinde getirdiği vurgulandı. “Gizleme”, “normalleştirme” ve “yok sayma” gibi başa çıkma stratejilerinin ise geçici bir savunma mekanizması olmakla birlikte uzun vadede tükenmişliği artırdığı ifade edildi.

Araştırmada, dışlanmanın en sık yaşandığı alanlardan birinin akraba ve komşuluk ilişkileri olduğu belirlendi. Davet edilmemek, yok sayılmak ve dolaylı dışlayıcı tutumların aileleri sosyal olarak görünmez kıldığına işaret edildi. Bu süreçte ailelerin, “engelli bireyin ailesi” etiketiyle kolektif bir dışlanmaya maruz kaldığı tespit edildi.

Kurumsal desteklerin yetersizliği de çalışmanın öne çıkan bulguları arasında yer aldı. Eğitim kurumlarında kaynaştırma uygulamalarının zayıf kaldığı, sosyal hizmet sisteminin bakım yükünü büyük ölçüde ailelere ve özellikle annelere bıraktığı ifade edildi. Bu durumun, kadınların sosyal hayattan ve istihdamdan uzaklaşmasına neden olduğu vurgulandı.

Çalışmada toplumsal cinsiyet boyutuna da dikkat çekilerek, zihinsel engelli bireyin bakım sorumluluğunun çoğunlukla kadınların üzerinde yoğunlaştığı, erkeklerin ise daha çok ekonomik rollerle sınırlandığı belirtildi. Bu durumun, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini daha da derinleştirdiği kaydedildi.

Araştırmanın sonuç bölümünde, zihinsel engelli bireye sahip ailelerin yalnızca maddi değil; sosyal, psikolojik ve kültürel açıdan da desteklenmesi gerektiği vurgulandı. Psikososyal destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması, yerel yönetimlerin mahalle düzeyinde sosyal dayanışma mekanizmaları kurması, kapsayıcı eğitim politikalarının güçlendirilmesi ve toplumsal farkındalık kampanyalarının artırılması önerildi.

Çalışmada ayrıca, ailelerin deneyimlerinin politika geliştirme süreçlerine dahil edilmesinin önemine dikkat çekilerek, engellilik alanında aile merkezli ve katılımcı sosyal politikaların zorunlu olduğu ifade edildi.