(Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümünü Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı Topluma Hizmet Dersi Kapsamında Dr. GÜLSÜN KARSLI Rehberliğinde Hazırlanmıştır.)
ŞEYDA GÜZEL
Çocuğum Sözümü Dinlemiyor Yoksa Beni mi İzliyor?“
“Yalan söylemek çok kötü bir şey.”
Telefonu bırak artık.”
Bu cümleler birçok evde her gün tekrar ediliyor. Peki hiç düşündük mü: Çocuğumuz gerçekten söylediklerimizi mi duyuyor, yoksa yaptıklarımızı mı izliyor?
Özellikle okul öncesi dönemde çocuklar kulağından çok gözüyle öğrenir. Anne-baba onlar için yalnızca rehber değil, aynı zamanda canlı bir modeldir. Söylenen her söz değil, sergilenen her davranış kaydedilir.
Akşam eve geldiniz. Yorgunsunuz ve elinize telefonu aldınız. Çocuğunuz yanınıza gelip “Benimle oynar mısın?” dedi. “Bir dakika,” cevabını verdiniz. O bir dakika çoğu zaman yarım saate dönüşür. Bir süre sonra çocuğunuza dönüp “Yeter artık, telefonla çok oynuyorsun,” dediğinizde aslında farkında olmadan bir mesaj vermiş olursunuz: Telefon büyükler için gerekli ama çocuklar için zararlı.
Çocuk ise farklı bir çıkarım yapar. Telefon önemli bir şeydir; büyükler için değerlidir. O hâlde benim için de değerli olmalıdır. Çünkü çocuk mantıkla değil, modelle öğrenir.
Benzer bir durum günlük hayatın başka anlarında da karşımıza çıkar. Kapı çaldığında konuşmak istemeyip “Baba evde yok de,” dediğimizde çocuğa küçük bir kaçamak öğretmiş oluruz. Daha sonra oyuncağını kırdığında “Ben yapmadım,” dediğinde şaşırmamak gerekir. Çünkü dürüstlük önce sözle değil, davranışla öğretilir.
Okul öncesi döneme ilişkin yapılan nitel çalışmalar, çocukların değerleri en çok aile içindeki rol modeller üzerinden edindiğini göstermektedir. Annelerle yapılan araştırmalarda, değer kazandırmanın en etkili yolunun “rol model olmak” olduğu özellikle vurgulanmaktadır. Dürüstlük, saygı, sevgi ve sorumluluk en çok kazandırılmak istenen değerler arasında yer almaktadır. Ancak aynı çalışmalar, özellikle sorumluluk ve tutarlılık konusunda ebeveynlerin zorlandığını da ortaya koymaktadır.
Araştırmalar ayrıca anne-baba arasındaki tutarsızlıkların çocukların değer gelişimini olumsuz etkileyebileceğini belirtmektedir. Çocuk için en güçlü eğitim aracı söylenen değil, gözlenen davranıştır. Anne-babanın kendi içindeki çelişkileri, çocukta kafa karışıklığına yol açar; ancak model her zaman nettir.
Burada “mükemmel ebeveyn olun” demek doğru değildir. Mükemmel ebeveynlik diye bir kavram yoktur. Hepimiz yoruluruz, sabrımız tükenir, hata yaparız. Asıl mesele kusursuz olmak değil, mümkün olduğunca tutarlı olmaktır. Çocuk bizi sözlü açıklamalarımızla değil, günlük davranış örüntülerimizle tanır.
Aynı durum okuma alışkanlığı için de geçerlidir. “Çocuğum kitap okusun” diyoruz; peki bizi kitap okurken görüyor mu? Erken çocukluk dönemi, özellikle 3–6 yaş arası, alışkanlıkların ve kişilik örüntülerinin şekillendiği en kritik evre olarak kabul edilmektedir. Bu dönemde düzenli yapılan okuma etkinlikleri, çocukla kitap arasında bir bağ oluşturur. Yatmadan önce okunan kısa bir hikâye, haftada birkaç gün yapılan ailece okuma saati ya da kitap üzerine küçük sohbetler zamanla alışkanlığa dönüşebilir.
Çocuk kitabı değil, kitap okuyan ebeveyni taklit eder.
Çocuğumuzun nasıl biri olmasını istiyoruz? Dürüst, sorumluluk sahibi, saygılı… O hâlde önce kendimize şu soruyu sormalıyız: Evimizin içinde nasıl bir modeliz?
Belki de mesele çocuğun sözümüzü dinlememesi değildir. Belki mesele, bizi dikkatle izliyor olmasıdır.
Kaynakça
Yıldız, A. K. (2016). Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Okuma Alışkanlığı Kazanmasında Rol Model Olarak Aile.
Mavi Atlas, 7, 95-112. https://doi.org/10.18795/ma.94919 YAVUZER, Haluk ve Mustafa Ruhi ŞİRİN (2014).
I. Türkiye Çocuk ve Medya Kongresi Bildiriler Kitabı, İstanbul : Çocuk Vakfı Yayınları .Arıcı, D., & Bartan, M. (2020).
Çocuğu Okul Öncesi Eğitime Devam Eden Annelerin Çocuklarına Değer Edindirme Süreçlerinin İncelenmesi. Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 6(1), 279-294. https://doi.org/10.31592/aeusbed.640496




YORUMLAR