Bitlis’te halk inanışları sadece geçmişten kalan bir kültürel miras değil, bireylerin yaşamını anlamlandıran, toplumsal dayanışmayı güçlendiren ve aile bağlarını pekiştiren bir unsur olarak öne çıkıyor.
Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı öğrencisi Selem Oduncu, Bitlis ve çevresinde yürüttüğü saha çalışmasında, doğum, evlenme ve ölüm gibi yaşamın geçiş dönemleri ile nazar, rüya ve olağanüstü canlılar konusundaki halk inanışlarını araştırdı. Çalışma, bu ritüellerin sadece sembolik uygulamalar olmadığını, toplumsal belleği koruyan ve kültürel bilgiyi gelecek nesillere aktaran mekanizmalar olduğunu ortaya koydu.
Dr. Öğr. Üyesi Ramazan Ergöz’ün danışmanlığında hazırlanan araştırmada, nazar inanışının hem İslami referanslarla hem de yerel uygulamalarla birleştiği, bireylerin olumsuz durumlardan korunma ve güvende hissetme ihtiyacını karşıladığı tespit edildi. Küçük yerleşim birimlerinde sosyal ilişkilerin yoğun olması, nazar uygulamalarını daha görünür kılıyor ve toplumsal etkileşimi düzenleyen bir mekanizma oluşturuyor.
Rüya inanışları ise yörede gelecekten mesaj verdiğine inanılan bir kültürel değer olarak kabul ediliyor. “Rüya çıktı” veya “rüya gerçekleşti” gibi ifadeler halk arasında sıkça kullanılıyor ve rüyaların toplumsal bellekteki yeri güçlendiriliyor.
Çalışmada genç kuşakların, yaşlılara kıyasla daha geniş halk inanışları bilgisine sahip olduğu gözlendi. Bu durum, sözlü aktarımın kuşaklar arası güçlü bir şekilde sürdüğünü ve halk inanışlarının toplumsal bellekte canlılığını koruduğunu gösteriyor.
Hazırlanan çalışma, Bitlis halk inanışlarının bugün de canlılığını koruduğunu ve gelecekte de varlığını sürdüreceğini ortaya koyuyor.


